Alışmak, bitirmek, ayrılmak...

February 2, 2017

 

 

Dokumaya başladığımda, ilk atkıyı çözgülerin arasına yerleştirirken bu "iş"in nasıl büyüyeceği konusunda derin düşüncelere dalarım. İlk iplik bütün eserin renk değerini belirleyecek, karanlık ya da aydınlık oluşuna etki edecektir. Dokurken en alt sıradan başlar, her yeni ipi alttakilerin üzerine yerleştirerek yükselirim.  Dokumanın tamamındaki açık ve koyu değerleri bir arada, aynı anda göremediğim için, ilk sıralarda yüze düşen bir gölgenin karanlığı yalnız kalabilir ve sanki ben bir "hata"yım diye bağırır.

 

Oysa dokumanın sonuna yaklaştıkça, koyu değerler yüzeyde yerlerine yerleşmeye başlar. Bir anda durulur bağıran koyu değer. Yumuşar, erir diğer aydınlık iplikler içinde. Bu değerleri bir arada dengede tutmak için çok sakin kalmalıyım. her dokuduğum sırada, o sıraya değil, bir öncekine odaklanmalıyım. Böylece elimdeki iplik, dokunan kısımların tamamına uyum sağlayacaktır ve anlamalıyım; küçük bir nokta içinde görünmez boşluğu tanımlamalıyım.

 
Gece uyurken, gün içinde rutin hayatıma devam ederken bu görünmez suret hep benimle birlikte olur. İşte en hüzünlü an, sona yaklaştığım zamandır. O zaman yavaşlarım. İçten içe bitirmek, ayrılmak istemem bu suretten. Etrafımdaki dostlar heveslenir, heyecanlanır "-hadi artık, bir bitirmedin şu işi, dokusan da bitse" der durur. 

 

Bitirmek demek ayrılmak demek. Her noktasını, her detayını ince ince bildiğim suret... O kadar kolay bırakamıyorum seni.. 

 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

You Might Also Like:

Maharet...

September 25, 2018

Dans edin size çıksın...

September 14, 2018

1/15
Please reload